• Sibel Dağdeviren Özüağ

Öğrenmeyi Öğrenmek

Universum En Çekici İşverenler Araştırması 2018 bulguları, Harvard Business Review Türkiye'nin Eylül sayısında geçtiğimiz ay yayınlandı. Evrim Kuran'ın kaleme aldığı 21 sayfalık detaylı analiz, Türkiye'nin gençleri hakkında çarpıcı tespitler ortaya koyuyor. İtiraf etmeliyim ki uzun zamandır ilk kez bir GenY araştırması, öğrenme ve gelişim profesyoneli olarak beni bu denli kaygılandırdı.


Kaygılandırıcı Olan Ne?

Universum'un her yıl yayınladığı en çekici işverenler araştırması, kurumların işveren markası çalışmalarına yön verdiği gibi çalışanların beklentilerine de ışık tutuyor.


Kurumun 2018 araştırma sonuçlarına göre kaygı verici bulduğum sonuçları iki adımda özetlemek isterim:


- 2017 sonuçlarına paralel olarak bu yıl da araştırmaya katılan hem öğrenciler hem de genç profesyoneller için en önemli işveren markası unsuru değişmiyor: Öğrenme ve gelişim. Yani Y kuşağı, çalıştıkları şirketlerin bireysel gelişimlerine yatırım yapmalarını önemsiyor ve istiyor. Tüm ülkelerin ortalamasına baktığımızda bir numaralı işveren markası unsuru olarak yüksek kazanç karşımıza çıkarken, gençlerimiz aslında oldukça kıymetli bir bakış açısı sergiliyorlar.


- Bununla birlikte, araştırma katılımcılarının 9 kariyer hedefi arasından en düşük oranda tercih ettiği kariyer hedefi "düşünsel seviyemi zorlamak". Bir başka deyişle, çalıştığı şirkette kendisine gelişim fırsatları sunulmasını isteyen Y kuşağı yaratıcılık, esneklik, çeviklik gibi kavramların gündemden inmediği günümüz iş hayatında bireysel gelişimi için kolları sıvamak noktasında paralel bir heves sergilemiyor.


Bunlar Ne Anlama Geliyor?

Üzerinde durmak istediğim iki konu var. Birincisi, kurumlarda öğrenme tasarımını, yetişkin öğrenme prensiplerine (andragoji) göre gerçekleştiririz. Yetişkin öğrenmesini çocuk öğrenmesinden (pedagoji) ayıran en temel unsurlardan biri ise, yetişkin öğrenenlerin "bağımsız" ve "aktif" olmalarıdır.


Bağımsızlık, kendisine sunulanların yeterliliğini sorgulamayı ve aktiflik ise, bireysel öğrenme ihtiyaçları paralelinde halihazırda sunulanların ötesinde alternatifler aramayı gerektirir. Bu iki kavramın özünde ise, "Birey olarak kimim? Nereye gitmek istiyorum? Bu yolda neye ihtiyacım var?" sorularından beslenen bir kendini keşif yatar. Kendini keşfetmek ise düşünsel sınırları her seferinde farklı kenarlarından, köşelerinden zorlamayı gerektiren uzunca bir yolculuktur. Kendini keşif ve sonrasında gelen bireysel gelişim yolculuğunda, direksiyonun başında bizden başkası olamaz.


Müfredatımızın özgür düşünceyi, sorgulamayı desteklemediği ne yazık ki çoğumuzun bildiği ve yıllar içerisinde kabullendiği bir gerçek. Bugün yüz yüze olduğumuz bir diğer gerçek de şu ki en az 16 yıllık akademik öğrenimin ardından iş yaşamına adım atan gençlere "öğrenmeyi öğretmek" öğrenme ve gelişim profesyonellerine düşüyor.


Kurumlar Ne Yapmalı?

Tüm yazılarımda yapmaya çalıştığım gibi, bu başlık altında da kurumlarda uygulanabilecek başlıca önerilerimi özetlemek isterim. Bunlara eklemelerinizi alttaki yorumlar bölümünde belirtebilirseniz memnun olurum.


- Çokça duyduğunuzu tahmin ettiğim ama son derece sevdiğim bir tespittir: "Yetişkine öğretemezsiniz, ancak öğrenmesi için gerekli ortamı ve fırsatları sunabilirsiniz." Bundan hareketle, her bireyin kendi gelişim yolculuğunun sahibi olduğunu ve bu yolda, farklı paydaşlardan (İK ekibi, yöneticisi, takım arkadaşı...) kendi bireysel ihtiyaçları doğrultusunda destek talep etmesi gerektiğini üstüne basa basa benimsetmemiz gerekiyor.


- Bireylerin en iyi öğrendikleri an birbirinden farklı olabilir. Her bir öğrenenin en iyi ne zaman (mesai saatleri içerisinde, hafta içi akşam, hafta sonu...) ve ne şekilde (birinden dinleyerek, gözlemleyerek, video izleyerek, bizzat deneyimleyerek...) öğrendiğini tespit etmesi sürecinde onlara rehberlik etmeliyiz.


- Öğrenmenin sınıf eğitimi ile sınırlı olmadığını ve en zengin öğrenmenin iş başında kaydedildiğini vurgulamak ve iş başında öğrenmeye yönelik araçları çoğaltmak son derece yararlı olacaktır.


- Kurumun tüm paydaşlarının birer öğrenen ve öğreten olduğu "öğrenen organizasyon" kültürünü benimsemek, öğrenme ve gelişimi sürdürülebilir kılacaktır.


- Öğrenme süreçlerini GenY ve GenZ ihtiyaç ve beklentileri ile hizalı hale getirmek de, bireylerin öğrenme yolculuklarını sahiplenmesine yadsınmaz bir katkı sağlayacaktır.

  • LinkedIn Sosyal Simge
  • Heyecan Sosyal Simge

© 2020 by Ozuag

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now